İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Almanya Anayasa Mahkemesi Kararı: Hükümet, kamu imkanlarını kullanırken tarafsız davranmalı!

Alman Anayasa Mahkemesi, hükümet üyelerinin, başbakan veya bakanların kamu yetkilerini kullanırken tarafsızlık ilkesine uygun davranmaları gerektiği, kamusal imkân ve araçların siyasi partiler yarışının aracı haline getirilemeyeceği ve bu ilkenin sadece seçim zamanlarında değil, seçimlerin olmadığı zamanlarda da dikkate alınması gerektiği yönünde yeni bir karara daha imza attı (2 BvE 1/19). Dün yayınlanan bu kararı, siyasetin anayasanın açıkça yasaklamadığı her türlü tasarrufta bulunma hakkı/yetkisi olmadığını, aksine demokrasi-hukuk-ahlak üçgeninde cereyan etmesi gereken bir ameliye olduğunu, Anayasa Mahkemelerinin içtihatlarıyla anayasanın sadece lafzını değil, aynı zamanda objektif manasını ve iradesini de yaşattığını göstermesi nedeniyle, geniş bir şekilde özetleyerek paylaşmak istedim:

Başvuru aşırı sağ AfD (Altenative für Deutschland-Almanya için Alternatif) partisine aittir ve organ uyuşmazlığı başvurusu şeklinde yapılmıştır. Alman Haber Ajansı’nın (dpa) İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile 14.9.2018 tarihinde yaptığı basın röportajı, ajansın izniyle İçişleri Bakanlığının internet sitesinde yayınlanmıştır. Röportajda “AfD devlete karşıdır. Bin kez demokrat olduklarını söyleyebilirler… Devletimiz için çok tehlikeliler…” gibi ifadeler geçmektedir. Röportajın sonunda da “©Bundesministerium des Innern, für Bau und Heimat, 2018” (Bakanlığın resmi etiketi) yazısı yer almaktadır.

AfD, kendilerini devlete ve demokrasiye karşı gösteren bu röportajın Bakanlığın sitesinde yayımlanması işlemiyle Anayasanın 21. Maddesinin 1. Fıkrasının 1. Cümlesinde yer alan fırsat eşitliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür (§1 vd).

Mahkeme tedbiren durdurma talebini 30.10.18 tarihinde reddetmiştir (§8), ancak başvurunun kabul edilebilir bulunduğunu tespit etmiştir (§35). Mahkemeye göre siyasi partiler anayasal statüleri gereği organ uyuşmazlığında başvuru ehliyetine sahiptir (§36). Bakanlıkça röportajın Bakanlığın sitesinde yayınlanması başvuruya konu edilebilir bir işlemdir (§37).

Başvuran partinin, kendisi hakkında olumsuz yargı ve değerlendirmelerin bulunduğu bir açıklamanın Bakanlığın kaynakları kullanılarak yayınlanması siyasi mücadelenin meşru sınırlarını aşan bir işlem olduğu şeklindeki yaklaşımı baştan temelsiz değildir (§38).

Mahkeme, Bakanlığın, ortada somut bir seçim yarışının bulunmadığı ve açıklamanın AfD’nin Parlamento grubuyla ilgili olduğu, bu nedenle de fırsat eşitliğini zedeleyen bir yönünün bulunmadığı şeklindeki itirazını, siyasi partilere ilişkin fırsat eşitliği ilkesinin seçimlerin olmadığı zamanlarda da devletin tarafsızlığını zorunlu kıldığı gerekçesiyle, geçerli görmemiştir (§39, krşl. BVerfGE 148, 11, 25 §46).

Mahkeme, Bakanlığın, sitede yayınlamayla AfD’nin hakkının ihlal edilmediği düşüncesinde olmasını tekrarlama tehlikesi olarak değerlendirmiş ve röportajın siteden kaldırılmış olduğu savunmasını dikkate almamıştır (§41).

Mahkemenin ihlal gerekçeleri şu şekilde özetlenebilir:

Anayasanın 21. Maddesinin 1. Fıkrasının 1. Cümlesinde öngörülen siyasi partilerin anayasal statüsü, partilerin siyaset yarışında eşit haklara sahip olarak katılma hakkını güvence altına alır. Devlet organlarının siyaset yarışındaki partilerin lehine veya aleyhine taraf tutucu etkide bulunmaları bu ilkeyle bağdaşmaz. Hükümet kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğinde dahi devlet organlarının tarafsızlığı ilkesine saygı göstermelidir. Aynı şey Bakanlık görevini yerine getiren bir Bakan için de söz konusudur; ancak bu durum, Bakan olan siyasetçinin Bakanlık görevini yerine getirmediği durumlarda siyasi mücadele yapmasına engel değildir. Bir hükümet üyesinin açıklamasının bu kapsamda kalıp kalmadığı hususu her bir somut olayın şartlarına göre ele alınmalıdır (§43).

Anayasanın öngördüğü özgürlükçü demokraside tüm devlet iktidarı, egemenlik, halktan doğar ve seçimler, oylamalar ve yasama, yürütme ve yargı özel organları tarafından kullanılır. Anayasanın 20. Maddesinin 2. Fıkrası anlamında demokratik meşruiyeti, seçimler ve oylamalar serbest olduğunda sağlayabilir. Bu sadece oy kullanmanın zorlamadan ve meşru olmayan baskılardan uzak olmasıyla değil, aynı zamanda, seçmenlerin kanaatlerini ve kararlarını özgür ve şeffaf bir düşünce oluşumu sürecinde oluşturmaları ve vermeleriyle sağlanır (§45).

Parlamenter demokrasilerde demokratik siyasi iradenin oluşumunda siyasi partilerin varlığı hayatidir. Anayasanın 21. Maddesi, siyasi partileri halkın siyasi iradesini özgürce oluşturmasını sağlayan zorunlu anayasal kurumlar olarak tanımak suretiyle buna işaret etmektedir. Siyasi partiler özgürce kurulan, toplumda ve siyasal alanda köklenen yapılar olarak, devlete ait olmaksızın devletin kurumsallaşmış sahasına tesir ederler. Partilerin devlet ve toplum arasında özel bir aracılık işlevi vardır. Demokrasinin, seçmenlerin siyasal yönden eylemde bulunabilecek gruplar halinde örgütlenmesine ve siyasal işleyişi etkilemesine imkân sağlaması nedeniyle siyasi partilere ihtiyacı vardır (§45).

Siyasi iradenin anayasanın zorunlu kıldığı şeffaflıkta oluşumunu sağlamak için, siyasi partilerin mümkün olan her şekilde, eşit haklara sahip olarak siyaset yarışına katılabilmesi gerekir. Anayasa siyasi partilere sadece kuruluşta ve siyasi irade oluşumuna katılımda özgürlük tanımaz, aynı zamanda bu katılımın eşit haklar ve fırsatlar temelinde gerçekleşmesini zorunlu kılar (§46).

Siyasi partilerin kamuoyu ve halk iradesinin oluşumuna katılma hakkı, devlet organlarının bir siyasi partinin lehine veya aleyhine etkili olduğu durumda ihlal edilmiş olur. Gerçi halkın siyasi iradesinin oluşumuyla devlet organlarının iradesinin teşekkülünün günden güne karmaşık bir etkileşim içinde olduğu inkâr edilemez. Devlet organlarının davranışları seçmenlerin kanaat ve irade oluşumunu etkileyebilme potansiyeli ne kadar yüksekse, siyasi figürlerin kamusal fonksiyonları itibariyle devlet organlarındaki iktidar güçlerini koruma veya değiştirme amacı doğrultusunda halkın irade oluşumunu etkilemesi de o ölçüde yasaktır. Devlet organları herkese hizmet etmek ve tarafsız davranmakla yükümlüdür. Seçim mücadelelerinde devlet organlarının taraf tutması devletin tarafsızlık yükümüne aykırı olduğu gibi halkın seçimler ve oylamalarda ortaya çıkması gereken iradesinin selametine de zarar verir (§47).

Sadece seçim zamanlarında değil, seçim zamanları dışında da partilerin fırsat eşitliği ilkesi devletin tarafsızlığını zorunlu kılar. (BVerfGE 140, 225 [227]; 148, 11 [25]). Zira halkın siyasi iradesinin oluşum süreci sadece seçim yarışıyla sınırlı olmayıp, aksine süreklilik arz eder (§48).

Diğer anayasal organlarla birlikte Federal Hükümetin uhdesinde bulunan devleti yönetme görevi, toplumu bilgilendirme ve aydınlatma yetkisini de içermektedir. Bu, demokratik toplumsal yaşamda temel uzlaşıyı canlı tutmak, vatandaşların siyasal iradenin oluşumuna sorumluluk bilinciyle katılımını sağlamak ve mevcut sorunların çözme yeterliliğine kavuşturmak için aynı zamanda bir anayasal zorunluluktur (§49).

Bununla birlikte, Federal Hükümete ait otorite ve kamusal kaynaklar üzerindeki tasarruf yetkisinin, siyasi partiler yarışını ciddi şekilde bozma ve demokratik siyasi irade oluşumunun halktan devlet organlarına doğru işleyişini tersine çevirme riski yaratacak şekilde kalıcı etkiler bırakabileceği de dikkate alınmalıdır (§50).

Anayasanın öngördüğü anlamda özgürlükçü demokratik bir siyasal sürecin parçası olarak, her ne kadar Hükümet faaliyetlerinin siyasi yarıştaki partilerin seçilme şansı üzerinde etki doğurduğu kabul edilse de, kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma yetkisini kullanırken bir siyasi partiyle kendini özdeşleştirmesi ve tasarruf yetkisine sahip olduğu kamusal kaynakları ve imkanları bir siyasi partinin lehine veya aleyhine kullanması da anayasal açıdan yasaktır. Bu nedenle aydınlatma çalışmasının meşru sınırı, siyasi rekabet içindeki siyasi partiler veya siyasetçiler için reklam veya aleyhe etkinin başladığı yerde biter. Anayasanın fırsat eşitliği kuralı, hükumetin bilgilendirme ve aydınlatma çalışmalarını, hükümet partilerini destekleme veya muhalefet partileriyle mücadele fırsatı olarak kullanmasına izin vermez (BVerfGE 44, 125 [148 vd]; 63, 230 [243]; 148, 11 [28]).

Bu açıklamaların ışığında Hükümet kendi politikalarına yönelik saldırıları karşılama hakkına sahip olsa da, hassas ve nesnel davranmalıdır; Hükümet kendi faaliyetleriyle nesnellik ilişkisi içinde olmayan hatalı veya küçük düşürücü ifadelerden sakınmalıdır. Nesnellik Federal Hükümetin tüm görevlerinde olduğu gibi aydınlatma ve bilgilendirme görevi için de geçerlidir (§52-53).

Hükümet üyesi ve parti siyasetçisi fonksiyonları genelde iç içe geçebilir ve ayrım yapmak zorlaşabilir. Ama Hükümet üyelerinin siyasi mücadelede, rakip siyasi partilerin sahip olamayacağı Hükümet/Bakanlık imkân ve araçlarını kullanmaları ihlal bir ihlaldir (§56).

Buna karşı, tarafsızlık ilkesinin Hükümet açıklamaları için de geçerli olmasının Bakanların parlamenter sorumluluklarını yerine getirmelerini zayıflatacağı ve Hükümet faaliyetlerinin depolitizasyonuna yol açacağı eleştirilerinin ileri sürülmesi haklı değildir. Böyle bir gerekçe, Hükümetin ve üyelerinin tarafsızlığının, siyasal program ve tedbirler hakkında bilgilendirmeyi, aynı şekilde nesnel olmak şartıyla saldırılara ve ithamlara cevap vermeyi engellemediği gereğini göz ardı etmektedir.

Ayrım için her bir olayın kendine özgü koşulları dikkate alınmak şartıyla şu hususlara bakılabilir (§58-64):

  • Bakanın açıklamalarında açıkça Bakanlığıyla ilişkili kaldığı veya açıklamaları sadece yönettiği Bakanlığın tedbirleri veya programlarıyla ilişkili olduğu durumda Bakanlık fonksiyonuyla hareket edildiğini kabul etmek gerekir. Bakan açıklamalarını resmi yayınlar, basın açıklamaları ve resmi internet sayfaları üzerinden veriyorsa yine Bakanlık fonksiyonundan söz edilmelidir. Devlet sembolleri veya egemenlik belirtileri yahut resmi mekanların kullanımı Bakanlık fonksiyonuyla ilişkiyi ortaya koyar. Yine sorumluluğu Federal Hükümet tarafından kısmen de olsa üstlenilmiş yahut Bakanın sırf Bakan sıfatıyla dahil olduğu etkinlikler Bakanlık otoritesinin kullanımıyla ilgilidir.
  • Buna karşın bir Bakanın parti siyaseti bağlamında davrandığı durumda siyasal yarış etkinliğinden bahsedilmelidir. Parti kongrelerinde veya etkinliklerindeki ifadeler halkın demokratik iradesine katılımında fırsat eşitliğini bozmaz, zira buralarda kişi parti politikacısı olarak algılanır.
  • Medya programlarındaki tartışmalar, tartışma forumları ve röportajlar gibi genel politik tartışmalarda hassas bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Hükümet üyesi hem bir Bakan hem de politikacı olarak, hatta bazen birey olarak konuşabilmektedir. Bu ortamlarda Bakan sıfatının kullanılması, kamusal otoritenin kullanıldığını kanıtlamaz.
  • Gazete röportajları sadece Hükümet üyelerinin değil, Hükümet partileriyle rakip siyasi partilerin de sahip olduğu bir imkandır. Kiminle röportaj yapılacağı kararı da ilgili basın kuruluşunun kendi sorumluluğundadır. Bu bağlamda Hükumet üyelerine daha fazla talep olması da özgürlükçü demokrasi işleyişinde siyaset yarışının katlanılması gereken hallerindendir. Bir Bakan sadece Bakanlık işleriyle sınırlı röportajlar vermek zorunda da değildir. Ancak bir röportajdaki ifadesi için Bakanlığına bağlı bir otoriteyi spesifik bir tarzda kullanıyorsa, bu durumda tarafsızlık kuralıyla bağlıdır.

Mahkeme digitalleşme süreciyle genişleyen iletişim imkanları nedeniyle tarafsızlık ilkesinin kullanım alanını daraltması gerektiği görüşüne de katılmamaktadır. Zira tam da bu digitalleşme imkanları devlet organlarının seçmenlere etkide bulunmak suretiyle siyasi partilerin siyasi irade oluşum sürecine eşit hakka ve fırsatlara sahip bir şekilde katılmasını zedeleme riski doğurmaktadır. Bu imkanları muhalefet partilerinin de kullanabiliyor olması, Bakanlıkların internet sitesi gibi kamusal imkanların tüm partilere eşit bir şekilde açık olmadığı ve devletin bu digital kanallara tarafgirce etkide bulunarak hükümet partileri lehine ilave avantaj sağlayabileceği gerçeğini değiştirmemektedir. Fake news (yalan haberlerin) yayılmasının kabul edilemezliğiyle eş zamanlı olarak tarafsızlık kuralını gevşetme durumunda ortaya çıkabilecek ayırt etme zorluklarından bağımsız olarak, siyasal mücadele internette cereyan ettiğinde ve devlet organları tarafgir bir şekilde dahil olduğunda bile anayasanın güvence altına aldığı siyasi iradenin oluşumuna eşit katılım zedelenmiş olacaktır (§65).

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir